Miersch, BAT-Cemevi ziyaretinde Sivas Katliamı sanıklarının Almanya’da yaşamaya devam etmesine ilişkin talepleri “yerinde” buldu. Görüşmede Türkiye’de Alevilerin yaşadığı sorunlar, dergâhlar, zorunlu din dersleri ve Alevi kurumlarının talepleri de gündeme geldi.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grup Başkanı Dr. Matthias Miersch ve SPD Berlin Milletvekili Sevim Aydın, dün BAT-Cemevi’ni ziyaret ederek Alevi toplumu ve inancına ilişkin bilgi aldı. Miersch ve Aydın’ı BAT-Cemevi İkinci Başkanı Kadir Şahin, BAT-Cemevi eski Başkanı Metin Mat Dede ve araştırmacı yazar Haydar Selçuk ağırladı.
Cemevi yerleşkesini gezen Miersch ve Aydın’a Alevi inancı, kurumların çalışmaları ve Berlin’deki Alevi toplumunun sosyal ve kültürel faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Görüşmenin ana gündemlerinden biri ise 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan Madımak Katliamı ve Almanya’da yaşayan katliam sanıklarının durumu oldu.
Şahin: “Sanıkların yargılanmasını istiyoruz”
BAT-Cemevi İkinci Başkanı Kadir Şahin, Sivas Katliamı sanıklarından bazılarının Almanya’da yaşamlarını sürdürdüğünü belirterek, sanıkların yargılanması talebini Miersch ve Aydın’a iletti. Şahin, “Sivas Katliamı sanıkları Almanya’da yaşıyor. Ticaret yapıp Almanya’daki tüm olanaklardan faydalanıyorlar. Biz sanıkların yargılanmasını istiyoruz. Türkiye’de zamanaşımı nedeniyle dava düştü. Sanıklar cezasız kaldı” dedi.
Sivas Katliamı ve sanıklarla ilgili Almanya Federal Meclisi’nin ve tüm siyasi partilerin milletvekillerinin bilgilendirilmesini istediklerini belirten Şahin, konunun parti ayrımı gözetilmeksizin ele alınacağı bir toplantı talep ettiklerini söyledi.
Şahin, “Sivas Katliamı ve sanıklarla ilgili Federal Meclis’i ve tüm partilerin milletvekillerini bilgilendirmek istiyoruz. Bu konuda partiler üstü bir toplantı talebimiz var” ifadelerini kullandı.

Miersch: “Böylesi bir toplantının Federal Meclis’te yapılması gerekli”
SPD Federal Meclis Grup Başkanı Dr. Matthias Miersch, Sivas Katliamı sanıklarının ceza almadan Almanya’da yaşamlarını sürdürmelerini doğru bulmadığını belirtti.
Miersch, BAT-Cemevi’nin Federal Meclis’te tüm siyasi partilerin katılımıyla toplantı yapılması yönündeki talebine ilişkin, “Talebinizi yerinde buluyorum. Böylesi bir toplantının Federal Meclis’te yapılması gerekli. Bizim için de çok faydalı olacaktır. Sanıkların ceza almaması şaşırtıcı” dedi.
Metin Mat Dede: “Alevi kimliğinden dolayı insanlar ötekileştiriliyor”
BAT-Cemevi eski Başkanı Metin Mat Dede ise görüşmede Türkiye’de Alevilerin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alevilerin yalnızca inanç özgürlüğü alanında değil, toplumsal ve kamusal yaşamın farklı alanlarında da ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirten Mat Dede, Alevi kimliği nedeniyle insanların ötekileştirildiğini ve iş yaşamında da ayrımcılık yaşandığını söyledi. Alevilerin devletin üst kademelerinde temsil edilmediğini belirten Mat, “Günümüzde Alevi kimliğine sahip bir vali, kaymakam, rektör ya da emniyet müdürü gibi yüksek devlet görevlerinde bulunan kişileri göremiyorsunuz” dedi.
Mat, Türkiye’de Alevi inancının özgürce yaşanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilmiş kararlar bulunduğunu, ancak Türkiye’nin bu kararları uygulamadığını da ifade etti.
Alevi inancına mensup öğrencilerin zorunlu din dersleri kapsamında Sünni mezhebinin inanç esaslarıyla karşı karşıya bırakılmasını eleştiren Mat, bunun Alevi toplumunun temel sorunlarından biri olduğunu söyledi.
“Aleviliği tarihten silmeye yönelik bir süreç yaşanıyor”
Alevi dergâhları ve ziyaretlerinin durumuna da dikkat çeken Mat, bu mekânların tarihsel ve kültürel kimliğinin korunması gerektiğini belirtti. Dergâh ve ziyaretlerde bulunan yazı, sembol ve tarihsel belgelerin çeşitli gerekçelerle araştırma amacıyla alındığını savunan Mat, Alevilerin elinde bulunan yazılı belgelerin de bu süreçte toplandığını söyledi. Mat “Alevilerin elinde bulunan yazılı belgeler çeşitli vesilelerle araştırma adı altında alınıyor ve gerçeğin dışında kendilerine göre yeni bir tarih yazılıyor. Bu, Aleviliği tarihten silmektir” ifadelerini kullandı.
Alevi kurumlarının yıllardır dile getirdiği taleplerin devlet tarafından dikkate alınmadığını savunan Mat, devlet tarafından kurulan bazı Alevi dernekleri üzerinden Alevi toplumuna belirli bir anlayışın dayatılmaya çalışıldığını da söyledi. Mat, ayrıca, basın ve medyada Alevilere yönelik iftira ve aşağılayıcı söylemlerin bulunduğunu, bu söylemlerin sahiplerine karşı yeterli hukuki yaptırım uygulanmadığını ifade etti. Devletin imkân ve gücü kullanılarak Alevi dernekleri ve cemevlerinin devlet destekli yapılara bağlanmaya çalışıldığını da savunan Mat, Avrupa’daki Alevi hareketinin de bu süreçten etkilendiğini belirtti.
AABF’ye yönelik suçlamalara tepki
Metin Mat Dede, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na (AABK) yönelik suçlamalara da değindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF)’yi kastederek “Alman devletinden 3 milyon Euro aldılar” şeklindeki sözlerinin Almanya Federal Meclisi’nde de gündeme geldiğini belirten Mat, bu suçlamalar doğru olmadığını kaydetti. Mat, bu sözler AABF’nin çalışmalarını engellemeye ve itibarsızlaştırmaya yönelik olduğunu belirtti.
Haydar Selçuk: “Bu sadece AKP döneminin sorunu değil”
Araştırmacı Yazar Haydar Selçuk ise Türkiye’de Alevilerin yaşadığı sorunların yalnızca mevcut siyasi iktidar dönemine indirgenemeyeceğini belirtti. Alevilere yönelik yaklaşımda uzun yıllardır “inkâr, imha ve yok sayma” anlayışının bulunduğunu belirten Selçuk, “Bu sadece AKP ile ortaya çıkan bir durum değil. Yüzyıllık Cumhuriyetin tutumu bu” dedi. Selçuk, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği, demokratikleşme ve yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele vaatleriyle Avrupa’nın desteğini alarak iktidara gelen siyasi anlayış tarafından 25 yıldır yönetildiğini belirterek, Avrupa’nın da Türkiye’deki Alevi sorunuyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
“Avrupa’nın, Türkiye’de Alevilere yönelik uygulamalarla ve bu uygulamaların tarihsel arka planıyla yüzleşmesi gerekiyor” diyen Selçuk, Alevilerin yaşadığı sorunların Avrupa’daki Türkiye politikaları değerlendirilirken de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Dergâhlarımız müzeye dönüştürülüyor”
Selçuk’un gündeme getirdiği konulardan biri de Alevi dergâhlarının müzeye dönüştürülmesi oldu. Dergâhların Alevi inancının ve kültürünün tarihsel merkezleri olduğunu belirten Selçuk, bu mekânların gerçek sahiplerinin Aleviler olmasına rağmen bugün herkes gibi Alevilerin de ücret ödeyerek bu mekânlara girmek zorunda kaldığını söyledi.
Selçuk, “Dergâhlarımız müzeye dönüştürülüyor. Başta bu dergâhların gerçek sahipleri olan bizler olmak üzere, herkes para ödeyerek bu mekânlara girebiliyor” dedi. Alevi örgütlerinin yıllardır dile getirdiği temel taleplerin hâlâ karşılanmadığını belirten Selçuk, bu talepleri şöyle sıraladı:
- Dergâhların Alevi toplumuna geri verilmesi.
- Zorunlu din derslerinin kaldırılması.
- Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması.
- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesi.
- Alevi köylerine zorla cami yaptırılmaması.
Selçuk, “Yıllardır demokratik Alevi örgütlerinin temel talepleri arasında yer alan ve her fırsatta dile getirilen bu taleplerimiz ciddiye alınmadığı gibi, bu uygulamalar hâlâ devam etmektedir” dedi.
“İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmamalı”
Sivas Katliamı’nın da görüşmenin önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Selçuk, insanlığa karşı işlenen suçlar ve katliamlarda zaman aşımı uygulanmaması gerektiğini söyledi.
Selçuk, “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda ve katliamlarda zaman aşımı olmamalı; bu, temel taleplerimizden biri olmalıdır” dedi.
Haber: BAT-Cemevi Basın Ofisi
Fotoğraflar: Ulaş Yunus Tosun


