7 Temmuz 2026
Haberler

33. Yılında 33 Can Binlerce Kişi Tarafından Anıldı

Sivas Madımak katliamının 33. yılında 33 can, binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüşle anıldı, katliam bir kez daha telin edildi. Anma yürüyüşünde yapılan açıklamalarda, 33. yılında katliamın unutturulmaması ve adaletin sağlanması için bu davanın takipçisi olunacağı mesajları kararlılıkla bir kez daha dile getirildi.

AABF, BAT-Cemevi, kardeş dernekler ve demokratik kitle örgütleri tarafından ortak organize edilen yürüyüş için canlar Hermanplatz meydanında bir araya geldi. Anmaya, kardeş dernekler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, üyeleri, siyasi parti ve parlamentoda grubu bulunan Die Linke, Yeşiller, SPD milletvekillerinin yanı sıra binlerce kişi katıldı. Moderatörlüğünü İsmail Erol’un yaptığı anma, BAT-Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Haydar Akdağ Dede’nin verdiği gülbenk, saygı duruşu ve ardından Anıl Sarpkaya’nın deyişleri eşliğinde Cemevi semah ekibinin semahlarıyla başladı.

Daha sonra kısa bir konuşma yapan Haydar Akdağ Dede, Madımak’ta ‘sadece bir binanın değil insanlığın ortak vicdanının yakıldığının’ altını çizerek ‘devletin bu katliamla yüzleşmediği takdirde ülkenin aydınlığa kavuşmayacağını’ vurguladı. Katliamda yaşamını yitiren 33 canın Alevilik yolunun rehberi olduğunu dile getiren Akdağ, asimilasyon, baskı ve şiddete rağmen Alevilik inancından asla vazgeçmeyeceklerini ve adalet sağlanana kadar bu davanın takipçisi olacaklarını ifade etti.

Akdağ’ın konuşmasının ardından ise anmayı organize eden tüm kurumlar adına BAT-Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Şermin Sertkaya ile anmaya katılan siyasi parti temsilcileri Elif Eralp (Die Linke Berlin Eyalet Başbakan Adayı), Bettina Jarasch (Yeşiller Partisi Berlin Eyalet Başbakan Eş Adayı), Steffen Krach (SPD Berlin Eyalet Başbakan Adayı) sırasıyla konuşmalar gerçekleştirdi.

İşte konuşmalardan verilen önemli mesajlar ve çağrılar:

Şermin Sertkaya: Bu Bir Hakikat, Adalet ve Eşit Yurttaşlık Mücadelesidir!

“Bugün burada yalnızca bir anma için toplanmadık. Bugün hafızamıza sahip çıkmak, adalet talebimizi bir kez daha haykırmak ve insanlık onurunu savunmak için bir aradayız. Yakın zamanda, canımız Yeter Gültekin’i Hakk’a uğurlamanın derin hüznünü yaşıyoruz. Yeter Gültekin, tam 33 yıl boyunca dimdik ayakta durdu. Eşinin ve Madımak’ta yitirdiğimiz tüm canlarımızın sesi oldu. Geride büyük bir mücadele ve unutulmayacak bir direniş bıraktı. BAT-Cemevi olarak devri daim olsun diyerek ailesine tekrar başsağlığı diliyoruz.

Bu anlamlı yıl dönümünde sadece geçmişin acısını anmak için değil; hakikati, adaleti ve eşit yurttaşlık mücadelemizi yeniden büyütmek için de bir aradayız. Çünkü aradan geçen 33 yıl acımızı azaltmadı; aksine adalet talebimizi daha da büyüttü. Aradan 33 yıl geçti ama acımız dinmedi. Çünkü gerçek anlamda adalet bilerek; siyasi irade ve yargı yoluyla sağlanmadı, çünkü sorumluların tamamı hukuk önünde hesap vermedi, çünkü toplumsal yüzleşme tamamlanmadı. Sivas davası 12 yıldır Türkiye’deki Anayasa Mahkemesinde karara bağlanmadan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulması için bekletilmektedir. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı uygulanamaz. Adalet geciktiğinde yalnızca mağdurlar değil, toplumun tamamı yaralanır. Bu yüzden bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşları olarak intikam değil; hakikat, yüzleşme ve adalet istiyoruz. Sivas katliamının siyasi ayağının ortaya çıkarılması ve hesap sorulmasını istiyoruz.

‘Katiller Berlin’de Yaşıyor’

Biliyoruz ki katliamı gerçekleştiren katillerin savunma avukatlığını yapanların birçoğu Refah ve AK Parti’de bakan, milletvekili, belediye başkanı, yönetici ve üst düzey bürokratlıkla ödüllendirildiler. Sivas’ta 33 canımızı diri diri yakanların 8’i Almanya’da yaşıyor. Aralarında Alman vatandaşı olanların olduğunu biliyoruz. Birisi de Berlin’de… Yaşadığımız bu şehirde yaşıyor. Federasyonumuz ve konfederasyonumuz, Almanya’da bulunan faillerin hukukun önüne çıkarılmasına yönelik girişimleri kararlılıkla sürdürmektedir. Türkiye’de ise tüm hukuki engellere rağmen yaşamını yitiren canlarımızın aileleri adalet mücadelesinden vazgeçmemiş, hak arayışını ulusal ve uluslararası hukuk zemininde sürdürmüştür. Berlin Alevi Toplumu Cemevi olarak bizler de bu sürecin takipçisi olmaya, adalet arayışını desteklemeye ve hiçbir canımızın davasını sahipsiz bırakmamaya devam edeceğiz. Aleviler olarak tüm eşit yurttaşlık haklarımızı alıncaya dek; inadına semah dönmeye, deyiş söylemeye devam edeceğiz.”

Elif Eralp: Yaşanan Bir Pogromdu!

“Sivas Madımak yalnızca Türkiye’deki Aleviler için değil, dünyanın dört bir yanındaki Alevi diasporası için de derin bir ortak travma yaratmıştır. Özellikle burada, Berlin’de yaşayan Aleviler açısından da bu tarih silinmez izler bırakmıştır. Üstelik bu yalnızca Alevilerin değil, adalet ve dayanışmadan yana olan herkesin hafızasında derin bir kırılma noktasıdır. Türkiye devleti yaşanan saldırıyı ‘Sivas Olayları’ olarak nitelendiriyor fakat gerçekte yaşanan bir pogromdur. Üstelik toplumun belirli kesimleri ile devlet görevlilerinin de desteklediği korkunç bir katliam. Devlet içindeki unsurlar tarafından desteklendiği de açıkça ifade edilmelidir. O gün Madımak Oteli’nin önünde bulunan ya da katliamı kutlayan bazı kişiler daha sonra iktidarın en üst kademelerinde kendilerine yer buldular. Türk hükümeti yalnızca bu pogromu gerçek adıyla anmayı reddetmekle kalmadı; faillerden bazılarını affetti ve cezalarını tamamlamadan serbest bıraktı. Bu durum, katledilenlerin yakınlarına ve bugün hâlâ özür ile adalet bekleyen Alevi toplumuna vurulmuş ağır bir darbedir.

‘Alevileri Ayrımcılığa ve Nefrete Karşı Korumak Hepimizin Sorumluluğu’

Aleviler bugün de ayrımcılığa uğramaya devam ediyor. Bu yalnızca Türkiye’de değil, Almanya’da, hatta burada Berlin’de de yaşanıyor. İşte bu nedenle Alevi yaşamını ve kültürünü desteklemek, onları ayrımcılık ve nefret karşısında korumak hepimizin sorumluluğudur. Bu nedenle Berlin Sol Parti olarak, Alevilik derslerini verecek öğretmenlerin ve Alevi inanç görevlilerinin yetiştirilmesi amacıyla bir üniversite kürsüsünün kurulmasını destekliyoruz. Bunun yanında, tüm Alevilerin eşit sosyal ve siyasal haklara sahip olması, toplumsal yaşamın her alanına tam ve eşit katılımının sağlanması gerekmektedir. Parlamentolarda temsil edilmeli, vatandaşlık durumuna bakılmaksızın oy kullanma hakkı olmalıdır. Ayrımcılıkla mücadele eden özel danışma ve başvuru merkezlerinin oluşturulması ile okullarda ve kamu kurumlarında Alevi inancı ve kültürü hakkında bilinçlendirme çalışmalarının yaygınlaştırılması da büyük önem taşımaktadır. Çünkü Alevilik, Almanya’nın ve Berlin’in doğal ve ayrılmaz bir parçasıdır.”

Bettina Jarasch: Katillerin Hâlâ Berlin’de Olması Utanç Vericidir!

“Geçmişle hesaplaşılmadığında yaraların iyileşmesi mümkün değildir. Sivas’ta o gün, 33 kişi nefret dolu radikal İslamcılar ile aşırı sağcı milliyetçilerden oluşan nefret dolu bir kalabalık tarafından vahşice katledildi. Bu anmanın yalnızca Sivas’ta değil, burada Berlin’de de gerçekleştiriliyor olması oldukça önemli. Çünkü bugün Berlin’de de aşırı sağcı partilerin yeniden güç kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu kentte de İslamcı gruplar bulunmaktadır. Üstelik zaman zaman aşırı sağcılarla ortak hedeflerde buluşabildiklerini de görüyoruz. Bu kesimler demokrasimizi tehdit etmektedir. Onlar, farklı etnik, inanç ve cinsiyet kimliklerinin eşit ve özgürce yaşamasını istemiyorlar. İşte bunun için mücadele etmek ve bir arada olmak zorundayız.

Katliamın faillerinden bazıları hiçbir zaman cezalandırılmadı. Hatta bazıları bugün Almanya’da Berlin’de yaşamaktadır. Bu ise utanç verici bir durumdur. Bunun kapanmayan derin bir yaraya neden olduğunu biliyorum. Adalet sağlanmadıkça bu yaranın iyileşmesi de mümkün olmayacaktır. İşte bu yüzden unutmamak ve bu katliamların bir daha yaşanmaması için, adaletin sağlanması için üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirmek önemli bir görevdir. Alevilerin adalet mücadelesini desteklemenin yanı sıra, diğer büyük dinî inanç toplulukları gibi Aleviliğin de gelecekte tüm kamusal alanda olması, eğitim kurumlarında eğitimini alması, üniversitelerde kürsü sahibi olmasını, inanç ve kültürünü gelecek kuşaklara aktarmasını destekliyoruz.”

Steffen Krach: Alevilerin Yanındayız!

“Bugün burada yalnızca bir siyasetçi olarak değil, aynı zamanda şu mesajı vermek için bulunuyorum: Berlin sizin yanınızdadır. Aradan 33 yıl geçmiş olmasına rağmen Sivas Katliamı hâlâ kapanmamış derin bir yaradır. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta; kültür, inanç, sanat, diyalog ve insanlık adına barışçıl bir şekilde bir araya gelen insanlar katledildi. Bu yürüyüş ve anma, Sivas’ın asla unutulmaması gerektiğini bir kez daha açıkça ortaya koymaktadır. Anmak yalnızca geçmişe bakmak değildir. Anmak, bugün ve gelecek karşısında sorumluluk üstlenmek demektir. Benzer suçların bir daha yaşanmamasını isteyen herkes; nefreti, fanatizmi ve insan düşmanlığını hiçbir zaman küçümsememeli ve meşrulaştırmamalıdır. Bu anma, yaşamını yitirenler ve onların yakınları için adalet talep etmektedir.

‘Hesap Verilmemesi Kabul Edilemez’

Sivas Katliamı’nın sorumlularının bugün hâlâ tam anlamıyla hesap vermemiş olması kabul edilemez. İnsanlığa karşı işlenen suçlar görmezden gelinemez, hafife alınamaz ve unutulmaya terk edilemez. Özellikle Berlin’de bu konuda hepimize önemli bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü Alevi yaşamı bu kentin doğal, vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçasıdır. Alevi toplumu; inancı, kültürü, toplumsal katkıları ve savunduğu değerlerle Berlin’i zenginleştirmektedir. Alevi yaşamı Berlin’e aittir, görünür olmalı, saygı görmeli ve korunmalıdır. Bu nedenle Alevi yaşamının görünürlüğünün; eğitimde, akademide, üniversitelerde kürsü sahibi olması, anma kültüründe ve kamusal alanda daha da güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır ve SPD olarak bunları destekliyoruz. Çeşitlilik yalnızca sözde savunulmamalıdır. Korunmalı, tanınmalı ve kurumsal olarak güçlendirilmelidir. Sivas’ın unutulmaması için uzun yıllardır emek veren herkese içtenlikle teşekkür ediyorum.”

Yapılan konuşmaların ardından binlerce kişi Oranienplatz’a doğru ellerinde katledilen canların fotoğrafları, katliamı kınayan dövizler pankartlar ve sloganlarla yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında BDAS Berlin Eş Başkanı Berk Çakmak, BDAJ Berlin Eş Başkanı Ali Kemal Kazan, BDAJ Almanya adına Eş Başkanı Asiye Tugay Almanca-Türkçe konuşma yaparken BAT-Cemevi adına Almanca metni ise BDAJ Berlin Saymanı Berfin Korkmaz okudu. Alevi gençlik yaptığı konuşmalarla katliamı unutturmayacaklarını ve bu davanın takipçisi olacaklarını dile getirdi.

Yapılan konuşmaların ve yürüyüşün Oranienplatz’da son bulmasının ardından anma sona erdi.

Haber ve Fotoğraflar: BAT-Cemevi Basın Ofisi / Ulaş Yunus Tosun